site stats
"Çetrefilli Sorulara Gözüpek Yanıtlar"
YM_77_06.jpg

Pelin Tan

Yenimimar 77 - Eylül 2009

Prada Transformer Gerçekten Dönüşüyor Mu?

Pelin Tan, Rem Koolhaas/OMA ve Prada'nın işbirliğiyle Seul'da gerçekleştirilen, yerinde gözlemleme şansı bulduğu proje üzerine değerlendirmelerini içeren bir yazı kaleme aldı.

"Modernite krizinin yapabileceklerini kontrol altına almakta mimarların neyi yakalamaya çalıştıklarını gerçekten bilmiyorum. Bana öyle geliyor ki; dahil etme ve koparma arasındaki ilişkiyle, metropol ve kalabalık arasındaki üretken ilişkiyi nasıl yorumlayacaklarına karar vermeleri gerekiyor." A. Negri1

Seul yazının sıcak, nemli bir günündeyiz. Her zamanki gibi yağmur bekleniyor. Dikey şehir, insan kalabalığının, taksilerin, yiyeceklerin dinamiğiyle birlikte hareket halinde. PARKKIM'den (peyzaj mimarisi üzerine odaklı, geçmişte OMA'da çalışmış bir mimarlık ofisi) Koreli birkaç mimar arkadaşım ve Transformer'ın girişini değiştirmek için olağanüstü bir çaba göstermekte olan iki Hollandalı'yı izleyen birkaç ziyaretçiyle birlikte inşaat işçilerinin arasındayım. Bir gökdelen kümesinin silueti ve eski Gyeonghui Sarayı (16. yüzyıl) gibi birbirine zıt; hipermodern ve geleneksel iki peyzaj arasında yer alan OMA'nın Prada Pavyonu olan Transformer, sinemadan sergi mekanına dönüştürülmeyi bekliyor. OMA ve Prada'nın ortak projesi olan Prada Transformer; kare, daire ve üçgen şeklindeki üç yüzeyi bulunan büyük beyaz bir çadırı andıran geçici bir yapı. Branda bezini andıran ve Hollanda'dan getirilen coocon adlı malzeme ile kaplı Transformer; sergi, sinema gibi farklı işlevleri içerecek, dönüştürülebilen bir yapıya sahip. Beton ayaklar ile zemine oturtulmuş ve her dönüşüm sırasında üç yüzeyden birine döndürülerek mekansal işlevi değiştiriliyor. Bir süre sinema olarak işlev görmüş olan bu büyük çadır, bugün de sergi mekanı olmak üzere dönüştürülüyor. Etkinliklerini haberdar eden ve bir "kültür kurumu" gibi kendini tanıtan Prada Transformer'ın, özenle ve farklı tasarımlarla hazırlanmış etkinlik broşürleri, basın bültenleri ve etkinliklerinin kavramsal çerçevesi ile birlikte projenin küresel bir kentteki veya kamusal mekandaki işlevi ile ilgili analizler yapabiliriz. Bu proje gerçekten kamusal mekanda işliyor mu? Ya da böyle bir projeyi nasıl ele almak, eleştirmek gerekir?

Öncelikle, projenin bir "nesne" olarak "sembolik değeri" ve "değişim değeri" nasıl üretiliyor? Projenin kendi tasarım ve yapısına referanslı (yani nesnesine) bir anlam üretmeye çalışması onu aslında tamamıyla pazara hizmet eden modern bir nesneye dönüştürüyor (örneğin birkaç Avrupalı koleksiyoner yapıyı ve etrafında kurulmuş prefabrike Prada ofislerini tümüyle satın almayı ve Avrupa'ya taşımayı bekliyor). Diğer yandan, Prada ve OMA markaları üzerinden yaratılan "sembolik değer", Seul'un kentsel pazarlanmasında katkı sunan belediye ve özel şirketleri heveslendiriyor. Böylece, güncel kentsel kimliğin ve metropol yaşamının pazarlamasında "değişim değeri" kazanan Transformer, basitçe bir kentin tüketim objesi haline geliyor. Böylece, kamusal mekanda etkin olabilecek bu sözde geçici "kamusal nesne", yaratacağı geçici radikal müdahalenin etkisini, anlamını azaltmış oluyor.

Koolhaas pazar ekonomisinin mimarlığa ne yaptığını2 şöyle yanıtlıyor: "Prada ile, satılabilecek, içinde beraber zaman geçirilebilecek ve en azından başka bir dünyaya ait olan bir "köpük"e (veya hava kabarcığı) nasıl yaratabileceğimiz olasılığını ele aldık". Bu nesneye bu tür bir yaklaşım; pazar ekonomisinin ve nesnenin kendi anlamına referanslı sınırlarının açıkça farkında olmak, aslında eleştirel bir kapanmaya yol açıyor. Şöyle ki, burada Transformer'ın, yani metaforik gönderme yapılan "köpük"'ün radikal potansiyelini tartışma sansımız kalmıyor. İtalyan felsefeci Antonio Negri, Koolhaas ile ilgili eleştirileri çerçevesinde, bu durumu alaycı gerçeklik olarak tanımlardı.

Diğer yandan, bu pavyonu kentsel morfolojideki duruşu açısından, estetik bir görünüm olarak da değerlendirebiliriz; yani işlevsel olması varsayılan bir heykel olarak. Kentsel çevredeki dikey algıyı yanıltan bir gökdelen ormanı gibi gözüken Seul kentinin merkezinde, aynı zamanda sarayların, tapınakların geleneksel mirası bambaşka bir temsiliyet sürdürüyor. Bu iki tür temsiliyetin ve mekan algısının arasında konumlanma şansını yakalamış olan Transformer, aslında tam bir tasarım nesnesi olarak bu iki temsiliyet arasında bir parodi yaratabilme riskini tam anlamıyla almıyor. Postmodern tak-çıkar, kopyala-yapıştır tasarım strüktürü olarak ne sarayların geleneksel mimarisiyle simbiyotik (karşılıklı ortak bir yeni mekansal ilişki) ya da karşıt-ilişki kuruyor ne de gökdelenler kümesinin oluşturmuş olduğu inanılmaz bir gerçeküstü temsiliyetin fırsatlarını kullanıyor.

Muhtemel bir "kamusal alan" yaratma işlevi barındırabilecek bu tür bir kamusal heykel; sadece belirli bir tasarımcı ve Prada kitlesiyle, elit entelektüelleri bir araya getirerek geri kalan çok katmanlı, heterojen ve inanılmaz zengin bir mozaikten oluşan diğer kentlileri dışlıyor. Prada Transformer, tekrar çoklu çekici bir kent toplumundaki varlığının katılımına dair büyük bir şansı ne yazık ki kaçırıyor. Bu tür projelere mimarlık ve özellikle güncel sanat alanındaki pratiklerde çokça rastlayabiliriz. Pavyon, var olan "esnek etkinlik pavyonu" ya da "bir kent unsuru olarak heykel" örnekleriyle karşılaştırılabilir. Birçok kentte, sanatçı ve mimarlar tarafından kimi zaman basit malzeme ve tasarım konseptleriyle çeşitli örnekler önerildi. Mekanın esnek, geçici bir tasarımı olması için, hareket eden tasarım işlevini taklit etmek gerekli olmayabilir. Kamusal mekandaki bu tür mekansal strüktür/pavyonda halkın müdahaleleriyle ne kadar farklı etkinlik düzenlenirse, tasarlanmış mekanın işlevi etkinlik ve etkileşimler sayesinde o kadar dönüşür.

Modern mimarlıkta tasarım programı, dolaşımı, algıyı ve insanın modernist temsile referans veren belirli bir nesneye muhtemel davranışını sınırladığından, mekanın radikal deneyimi neredeyse imkansızlaşır. 1990'larda insan eylemine bağlı olan radikal mekansal deneyim, ilişkisel temsilini arayan "kolektif deneyim"e, "öznellik arası deneyim"e (F. Guattari), "gelecek toplumu"na (G. Agamben), "tekil sonsuzluk"a (L. Nancy) dönüştü. Bahsi geçen felsefeciler, olası bir "gelecek topluluğunun" imkanlarını ve ilişkilenme mecralarını tartışıyorlar. Bir toplumda, kentte geçici "bir araya gelme" ve belirli bir temsiliyeti yaratma arasındaki çıkmaz, mekansal deneyimin içinde sabit olarak duruyor. Tranformer; bir kez daha muhalif (antagonistik) bir kamusal alan provokasyonunda, değerlerini modern estetiğin sınırlarından kurtaramayan, nesnesinin anlamına referanslı formel bir nesne olarak kalıyor ve kendini yansıtan, süreç odaklı bir mekansal yapı olma şansını kaçırıyor. Benzer örneklere baktığımızda; örneğin Berlin'den bir mimarlık gurubu olan Raumlabor'un mutfak projesinde3; kentin farklı alanlarına yerleştirilebilen, esnek bir hava balonunun içinde insanların zaman geçirip beraber birçok etkinlik gerçekleştirebileceği bir "mekansallaşma" yaratılıyor. Diğer bir örnek, mimar Min Suk Cho'nun Seul çıkışlı mimarlık ofisi masstudies'in gösterişsiz bir kamusal hareket olarak kubbesi Cenova, New York gibi faklı kentlerdeki kamusal mekanlara yerleştirilerek konferans gibi farklı bir araya gelme etkinlikleri olarak kullanıldı. Sanırım OMA'nın projelerini takip etmeyi seviyorum; SANAA'nın ve Diller+Scofidio'nun geçici radikal deneyim, kente radikal müdahale ve benzeri bağlamlardaki projelerine hayranlık hissimi arttırıyorlar.

Prada Transformer'ın faydasız çabasını izlerken, bu tür projelerin nasıl ele alınabileceği ve tasarım nesnesi odaklı bir eleştirelliğin nasıl kurgulanması gerektiğine dair araştırma yapmaya çalışan biri olarak sorduğum soru şu: Ya mimari ya da sanat olabilecek, rastlantısal karşılaşmalara yol açan esnek, etkinlikler ve bağlamını dönüştürerek geçici bir araya gelmeler ile ortak alanlar yaratabilecek radikal bir kentsel unsur yaratmanın sırrı nedir? Bu kentsel unsur aynı zamanda; kent pazarının değişim değerine hizmet eden büyük bir "gösteri" (spectacle) aracı olmadan, farklı kamusallıkları bir araya getirebilecek geçici bir çevre ve muhalif yaratıcı bir kültür oluşturarak, mekansal idrakın (bilginin) yayılmasına da aracı olabilmeli mi?

Unutmamalıyız ki; genelde üstten belirlenmiş temsiliyetlere sahip farklı kamusallıkların bir an olsun muhalif karşılaşmalar ve çarpıcı mekansal deneyimler ile sahip oldukları temsiliyetlerinden sıyrılmaları tahayyül edilen özgürleştirilmiş bir toplum olasılığı barındırır.

1 s. 50, A.Negri, On Rem Koolhaas, Radical Philosophy, 154, 2009

2 s. 47, Propaganda Architecture, Radical Philosophy, 154, 2009

"Metropolis and Multitude" by Negri: www.generation-online.org/t/metropolis.htm

3 www.raumlabor.com ve "Mikro Ölçekte Kentsel Mekan - Mimarinin Ötesine Geçmek", Pelin Tan, Arredamento, urban konteyner dosyası, Nisan, 2008.

BU YAZIYI PAYLAŞ
  • Facebook
  • friendFeed
  • delicious
  • twitter
  • diggIt
  • Myspace
ARKADAŞIMA GÖNDER
Gönderilecek
E-posta
BU YAZININ DİĞER GÖRSELLERİ
BU YAZIYA YORUM YAZ
Yorum
İsim
E-posta
SPONSORLAR

YENİ MİMAR BÜLTEN

Yorumlar ve haberler hakkında e-posta almak için bültenimize kayıt olun.

YENİ MİMAR GAZETE

Yeni Mimar, mimarlık ve kent meselelerine eleştirel ve yeni bir bakış açısıyla eğilen aylık bir gazetedir. Bunu yaparken gündemdeki konuları, farklı disiplinlerden uzmanlara yönelttiği çetrefil sorulara onların verdiği gözü pek cevaplarla sunar.

XXI'DE BU AY

YATAY GÖKDELEN

Steven Holl Architects

Steven Holl Architects'in Şenzen'deki projesi Vanke Merkezi, zemin seviyesini kamusal alana ayırıp sekiz ayak üzerinde yükselere


www.xxi.com.tr